<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Şanlı Haber Ajansı</title>
        <link>https://www.sanliajans.com/</link>
        <description>Şanlıurfa Haberleri, Şanlıurfa Son Dakika Haberleri, Şanlıurfaspor haberleri</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Karın Altından Çıkan Gerçek: Şanlıurfa’da Belediyecilik Sınavı</title>
                <category>Ahmet Demir</category>
                <link>https://www.sanliajans.com/makale/karin-altindan-cikan-gercek-sanliurfada-belediyecilik-sinavi-23</link>
                <author>ahmetdemir63@gmail.com (Ahmet Demir)</author>
                <guid>https://www.sanliajans.com/makale/karin-altindan-cikan-gercek-sanliurfada-belediyecilik-sinavi-23</guid>
                <description><![CDATA[Karın Altından Çıkan Gerçek: Şanlıurfa’da Belediyecilik Sınavı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:14px">Şanlıurfa, son 58 yılın en yoğun kar yağışlarından birini yaşadı. Bu doğa olayı, yalnızca yolları değil; kurumların hazırlığını, kriz yönetimini ve liderlik kapasitesini de sınadı. Ortaya çıkan tablo ise oldukça netti: Bu sınavdan başarıyla çıkan &nbsp;kurumların başında Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi gelir.&nbsp;<br />
Türkiye’yi tam dört kez dönecek kadar, yani 48 bin 945 kilometrelik yol kat eden bir karla mücadele organizasyonundan söz ediyoruz. Bu, sıradan bir belediyecilik faaliyeti değil; olağanüstü bir koordinasyon ve kararlılığın ürünü.<br />
Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, karla mücadele sürecinde sahayı anbean takip etti. 104 saat boyunca kesintisiz süren çalışmalarda:<br />
1.412 personel,<br />
298 araç ve 21 gönüllü iş makinesi,<br />
3.620 ton tuz,<br />
546 bin vatandaş için ücretsiz toplu taşıma,<br />
Yolda kalanlara ulaştırılan 1.050 kumanya,<br />
Alo 153 hattına gelen 22.621 çağrı<br />
tek bir merkezden, dakikalarla yarışılarak yönetildi.<br />
Üstelik en dikkat çekici detaylardan biri şuydu:<br />
Vatandaşın hatta bekleme süresi sadece 54 saniyeydi.<br />
Bu rakamlar, sadece istatistik değildir. Bu rakamlar; kriz anında refleks gösterebilen bir yönetim anlayışının, sahaya hâkim bir liderliğin ve işini ciddiyetle yapan bir kadronun somut göstergesidir.<br />
Ne yazık ki aynı süreçte, Büyükşehir Belediyesi sorumluluk alanı dışında ki yollar kapandı. Oysa kriz zamanları mazeret üretme değil, sorumluluk alma zamanlarıdır.<br />
Şanlıurfa’da bu sorumluluğu alan, yükü omuzlayan ve sonucu başarıya dönüştüren yapı Büyükşehir Belediyesi olmuştur. Vatandaşın memnuniyeti de bunun en açık göstergesidir.<br />
Sonuç olarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz:<br />
Kar, Şanlıurfa’da engel olmadı; doğru yönetildiğinde hizmete dönüştü.<br />
Bu süreçte emeği geçen tüm saha personeline, koordinasyon ekiplerine ve sabırla süreci takip eden Şanlıurfalılara teşekkür etmek bir borçtur.<br />
Ve elbette bu organizasyonun başındaki isim olarak Mehmet Kasım Gülpınar, Şanlıurfa’da kriz yönetimi ve belediyecilik adına güçlü bir örnek ortaya koymuştur.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 Jan 2026 14:08:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sanliajans.com/images/kullanicilar/2026/01/ahmet-demir-1767352108.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EMPERYALİZMİN KISKACINDA TÜRKLÜK</title>
                <category>Yağmur Irmak</category>
                <link>https://www.sanliajans.com/makale/emperyalizmin-kiskacinda-turkluk-22</link>
                <author>yagmurirmak007@icloud.com (Yağmur Irmak)</author>
                <guid>https://www.sanliajans.com/makale/emperyalizmin-kiskacinda-turkluk-22</guid>
                <description><![CDATA[EMPERYALİZMİN KISKACINDA TÜRKLÜK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:17.0pt">Her ne kadar akademik ve bilimsel olmasa da "merhametten maraz doğar" özdeyişi tam da Türk tarihi için söylenmiş bir söz gibidir. Türkler gerek İslamiyet öncesi gerekse Müslüman olduktan sonra ele geçirmiş oldukları coğrafyalarda haksızlığı ve zulmü kime karşı olursa olsun reva görmemişlerdi. Osman Turan'ın Türk cihan hâkimiyetimefkûresi olarak teşhis ettiği bu anlayış İslamiyet’ten önce Kut anlayışının yanında tanrının diğer milletleri zulümden kurtarıp adalet içinde yaşatmayı bir ilke gibi benimsemişlerdi. Türkler kitlesel olarak Müslüman olduktan sonra zaten dinlerinin bir gereği olarak gayrimüslim azınlıkların hukukuna riayet etmiş onları Allah'ın bir emaneti olarak görmüşlerdi. Bu bahsettiğimiz durumun en tipik misali olan Ermeni milleti Türkler Anadolu'ya ayak basmadan önce Bizanslı idareciler tarafından hor görülüyor, istedikleri veya istemedikleri bir yere zorla tehcir ediliyor, Hristiyan bir millet olmalarına rağmen mezhep farklılıkları yüzünden Ortodoks Roma'nın nazarında hiçbir önem ifade etmiyordu. Fakat Türkler Anadolu'ya gelip yerleştiklerinde onları Anadolu'nun diğer yerli ahalisi gibi kabul etmişler, onların patriklerine saygı göstermişlerdi. Nitekim Fatih'in İstanbul'u fethinden sonra Ermeni patrikliği İstanbul'a taşınmıştı. Bizans idaresindeki Konstantinopolis’te bu durum hayal bile edilemezdi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:17.0pt">Türkler elbette hâkim oldukları coğrafyalara harpsiz,darpsız girmiş ve hâkim olmuş değillerdi. Kendilerine saldıranlara karşı elbette bir şiddet uygulayacakları doğal karşılanmalıdır. Müslüman olmakla beraber bütün Bizans coğrafyası Türklerin eline geçmiş İslamiyet bir üst kimlik olarak devletin ideolojisini oluşturmuştu. Gerek Selçuklular gerekse Osmanlılar Hristiyan devletlerden daha az vergi alıyor ve gayrimüslim azınlığa da herhangi bir baskı ve şiddet uygulamıyordu. Nitekim Selçuklular ‘la Bizans arasında Toprak şenlendirme bakımından Rum köylülerini aralarında paylaşamıyorlardı. Osmanlılarda ise bu durum değişmeyerek biraz daha geliştirilmişti. Millet sistemi adını verdiğimiz bu sisteme göre her dini grubun bir başı bulunuyordu. Ve bu gruplar arasında sınırlar belliydi. Osmanlılar veya genelde Türkler hâkim oldukları coğrafyalarda ne Rumlara ne Bulgarlara ne de diğer Slav milletlerine karşı bir asimilasyon politikası gütmemişti. Eğer bu gayrimüslim azınlık devlet kademelerinde yer almak istiyorlarsa, tercümanlık hariç Müslüman olmak ve Türkçeyi bilmek gibi şartlar vardı. Uzun süre bu adaleti tesis etmenin sırrı elbette farklı bir dinden ve farklı bir milletten olmakla bitmiyordu. Türkler aynı zamanda merhametli bir milletti.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:17.0pt">İşte bu Adil sistem Türklerin kurduğu büyük imparatorluğun güçten düşmesiyle yavaş yavaş ortadan kalkacaktı. 1768'den itibaren Ruslara karşı alınan mağlubiyetler silsilesi her safhasında Osmanlıları dolayısıyla Türklerin daha fazla güç kaybetmesine sebep oldu. 1829'da Rusya ve batılı devletlerin desteğiyle istiklaline kavuşan Yunanistan’dan cesaret alarak diğer Hristiyan azınlıklar da peşi sıra isyan etmeye mümkünse istiklaline kavuşmaya mümkün değilse otonom bir idare ile teselli bulmaya başlamışlardı. Öyle ki yüzyıllardır Türklerle kardeş gibi yaşayan hatta Türkleşmiş Hristiyanlar olarak görülen Ermeniler bile terör örgütleri kurarak batılı devletlerin desteğini çekmeye çalışmışlardır. Hatta kiliseler bir örgüt evi ve papazlar bir militan gibi çalışmaya başladılar. Türklerin gerek Balkanlarda gerek Anadolu'da uğradıkları tecavüzler katliamlar haksızlıklar merhametlerinin bir neticesiydi belki de. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:17.0pt">1829'da Mora’da Batılı devletlerin desteğiyle bir devlet kuran Rumlar ellerindekileri ile yetinmeyerek Osmanlı toprakları üzerinde tarihte hiçbir zaman var olmamış Yunan İmparatorluğu'nu canlandırma projesi olan Megali idea projesini gerçekleştirmek uğruna Girit'te Teselya'da Makedonya'da çetecilik (yani terör) faaliyetlerinde bulunuyorlardı. Her defasında Batılı devletlerin şımarttığı bu devlet 1897 Teselya Harbinde bize yenilmesine rağmen Batılı büyük devletlerin baskısıyla masada kazançlı çıkmıştı. Ardından 1912 Balkan Harbi’nde Atatürk'ün memleketi Selanik'i zapt etmişti. 1. Dünya savaşından sonra da yine batılıların tahrikleriyle Anadolu'yu işgal etmeye çalışmışsa da Atatürk'ün önderliğinde Milli Mücadelemize karşı yenilgiler alarak cennet vatanımızda yaptıkları katliamlarıyla, tecavüzleriyle vahşetleriyle defolup gitmişlerdir. Fakat devamlı olarak şımartılan bu devlete bizim emaneten İtalyanlara bıraktığımız On İki Ada’yı da batılı büyük güçler Yunanistan’a bırakmış ve Ege Denizi’nde günümüze kadar gelen iki büyük meseleyi de başımıza sarmışlardı. Kıta Sahanlığı ve Kara Suları Meselesi günümüzde de iki devlet arasında bir tartışma konusudur. Bu problemin asıl oyunbozanlığını yapan kesim kesinlikle Yunan tarafıydı, henüz bir antlaşma ile belirlenmemiş de olsa resmiyette iki devletin karasuları 6 deniz mili olarak kabul edilmişti. Lakin Yunanlılar bunu 18 mile çıkarmak istiyorlardı ki bu durumu hiçbir devlet kabul edemezdi. Zira Ege denizinde Türklere hareket sahası bile tanınmamış oluyordu. Günümüzde Yunanistan borçlarla ayakta durabilen, batının “sonsuz kredileri” ile devamlı şımartılan Türkiye’nin başına bela edilmiş bir konumdadır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:17.0pt">Sultan Abdülhamid'in tahttan indirilmesinden sonra hızlı bir şekilde Rumeli’de Toprak kaybeden Osmanlılar arkalarında büyük bir dram bırakmışlardı. Şüphesiz bu durumlara sebep olan şeyler düşmanın meziyetin ’den değil içerideki çıkar çatışmalarının bir tezahürüydü. Bu çıkar çatışmaları yüzünden 1909'da Sultan Abdülhamid'in tahttan indirilmesinin ardından bize bağlı bir prenslik olan Bulgaristan istiklalini ilan etmemiş miydi? Hiç şüphe yok ki Türk İmparatorluğu’ndan ayrılan bütün milletler varlıklarını Türk düşmanlığı üzerine kurmaya çalışmışlardı. Bulgaristan'da bağımsızlığın ardından 1926'da kurulan Rodna Zaşita (Anavatanın Korunması) örgütü gibi örgütler kurarak Türkleri yok saymaya, Türk eserlerini yağmalayıp yakıp yıkarak ortadan kaldırmaya, zorla Hristiyanlaştırarak Bulgar isimleri vermeyi bir devlet politikası haline getirmişlerdi. Öyle ki Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra 1933'te büyük bir göç dalgası Anadolu'ya gelmişti. Bir bakıma Anadolu'nun Türkleşmesine yardım etmiş olsa da bu faşist tutum 1989'da yeniden hortlamış ve Türkiye'ye bir göç dalgası daha gelmişti.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:17.0pt">Türkler güçlüyken de zayıf düşmüşken de aciz bir millet değildir. Türklerin farklı coğrafyalarda kurdukları 16 büyük imparatorluk da bu milletin ne kadar büyük olduğunu, bu tarihi misyonun adeta genetik bir huy gibi değişmeden geldiğini tarihe bakarak anlayabiliriz. Türkler İslamlaştıktan ve batıya doğru ilerledikten sonra milletlerin hafızasında Türklük ve İslamlık mefhumu bir bütün halinde algılanmış ve tarihinde bu büyük milletin izlerini silemeyenlerin hafızasına Türk düşmanlığı genetik bir huy gibi bulaşmıştı. Buna verilecek ilk misal şüphesiz Kıbrıs Meselesi 1931 yılında Rumların Yunanistan ile bu adayı birleştirmek istemeleri ile başlamıştır. 1955 yılında bu amacı gerçekleştirmek için EOKA adında bir terör örgütü kurmuşlar ve adadaki Türklere karşı etnik temizlik hareketine girişmişlerdi. 1960 yılında başında Rum bir cumhurbaşkanı ve onun yardımcısı olarak Türk’ün bulunduğu bir Cumhuriyet kurulmuşsa da Kıbrıslı Rumlar bu durumu kabul etmediği gibi Türklere zulm etmeyi de bir ilke olarak benimsemişlerdi. Devamlı garantör ülkeler arasında yapılan müzakereler ve alınan kararlar Türk tarafınca kabul edildiyse de Rumlar Türkleri katletmeye ve adayı Yunanistan’a bağlama çabalarına devam ettiler.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:17.0pt">Kıbrıslı Rumlar için Enosis’i gerçekleştirmek adına yapılacak tek şey vardı. Türkleri ya yok edeceklerdi veya Adadan süreceklerdi. Tarihe Akritas Planı olarak geçen bu planın ilk eylemi 1963’ün Noel’inde yani 21 Aralıkta Kıbrıslı Türk devlet adamlarının evlerinin basılarak katliama uğratılması oldu. Görüşmeler, müzakereler 60’lı yıllar boyunca devam ettiyse de Türklere yapılan haksızlıklar ve tecavüzler devam etti. 20 Temmuz 1974’te Türkiye’nin Barış harekâtı operasyonu neticesinde Adadaki heterojenlik ortadan kaldırılmış, Türklerin yaşadığı Kuzey bölgesi Türk Cumhuriyeti olarak dünyaya ilan edilmişti. Fakat 1974’teki Türkiye’nin bu hareketi batılılarca hoş karşılanmamış, Türkiye’ye ambargo uygulayarak askeri harekatın sabote edilmesi amaçlanmıştı. Aynı durum Adadaki Türkler için de geçerli oldu ve Kuzey Kıbrıs Birleşmiş Milletlerce’de devlet olarak tanınmamıştır. Günümüzde güney Kıbrıs Birleşmiş Milletlere üye bütün ülkeler nazarında adanın hâkimi devlet olarak tanınsa da Türkiye’ye ve Türklere ayak bağı olmaktan başka bir işe yaramamıştır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:17.0pt">Türklük bir ırkın adı olmaktan 1071 Malazgirt meydan muharebesinde çıkmıştı. Artık Müslüman demek Türk demekti. Bu duruma misal verilecek en yakın hadise 1992’de Yugoslavya’nın dağılmasıyla bir kez daha anlaşılmıştı. Yugoslavya’nın askeri unsurunu oluşturan Sırpların gücü ancak Müslüman unsur olan Boşnaklara yetmişti. Osmanlı dönemine ait ne kadar cami medrese köprü varsa tahrip ediliyor, Bosnalı Müslüman kadınlara tecavüz ediliyor, Mostar’ın ikonik Osmanlı köprüsü bombardımanla canlı yayınla yıktırılıyordu. Bu dehşetin en büyüğünü de Srebrenitsa’da yapılmıştı. Canlı yayınla insanlar kurşuna diziliyor kazılan çukurlara gömülüyordu. Bu vahşetin baş mimarı Sırp Kasabı Slobodan Milosevic gazetelere “Türklerden İntikam Alıyoruz” diyerek durumu özetliyordu. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:17.0pt">Türk milleti geçmişiyle ve bugünüyle büyük bir millettir. Bu büyüklüğü bulunduğu tarihi coğrafyalarla tasdik edilmiş hakikatidir. “Küfr ile belki amma zulm ile payidar kalmaz memleket” ülküsüyle hareket eden bu millet günün birinde belki siyasi olarak güçlenecektir. Ama yine biz biliyoruz ki ezilse de ezmeyen asil karakteriyle insanlığın kirlenmiş vicdanını temizleyecek. İnsanlığın vicdanlı sesi olmaya, mazlumların sesi olmaya devam edecektir. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 May 2023 10:03:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sanliajans.com/images/kullanicilar/2023/05/yagmur-irmak-1684998199.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>14 Mayıs 2023 Genel Seçimlerine günler kala</title>
                <category>Halil Aslan</category>
                <link>https://www.sanliajans.com/makale/14-mayis-2023-genel-secimlerine-gunler-kala-21</link>
                <author>aslanhalil681@gmail.com (Halil Aslan)</author>
                <guid>https://www.sanliajans.com/makale/14-mayis-2023-genel-secimlerine-gunler-kala-21</guid>
                <description><![CDATA[14 Mayıs 2023 Genel Seçimlerine günler kala]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Aday adaylık süreci, listelerin belli olması, listelere tepkisini gösteren ve listelerden memnun olan-olmayan derken seçim geldi kapımıza dayandı . Özellikle, bu süreçte sosyal medya oldukça aktif kullanılıyor .&nbsp;<br />
Siyasetten anlayan-anlamayan herkes görüşünü bildirdi. Bu kişiler görüşünü bildirirken oldukça kırıcı oldular, tam tersi kimisi de kibar bir dil kullandı. Kırıcı paylaşımlar da, genellikle yakın akrabalara, günlük hayatta beraber olunan insanlara karşı kullanıldı ve kullanılmaya devam ediliyor. Bu bütün çaba yöneticileri seçip meclise göndermek ve bizi temsil etsinler diye. Ne derecede, nasıl temsil edeceklerini beş yıllık dönemde göreceğiz. Geçmişe bakacak olursak, aslında bu sorunun cevabı çok basit, giderler ve seçime aylar kala bölgeye intikal ederler ve biz yine aynı şekilde davranmaya devam ederiz. Ama biz bir umut diyoruz belki bizi gerçekten temsil edecek birileri olur ve oradaki sesimiz olurlar. Konuyu çok dağıtmadan asıl meseleye gelelim. Akraba, komşu dost, onlar gider biz ise yine aynı toprakta aynı ortamda birlikte yaşamaya devam edeceğiz. Bu sebeple birbirimizi kırmanın, birbirimize kin beslemenin anlamı yok. Herkes vicdanının sesini dinleyerek ve gerçekten hak eden adaya oy'unu kullanıp işine gücüne bakmalıdır. Umarız ki yöneticimiz olacak kişiler bizi hakkıyla temsil eder ve ayrım yapmadan herkese hitap edecek bir zihniyette olur. Herşeye rağmen umudunuz bu yönde.&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; Kalın sağlıcakla...&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 May 2023 12:09:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sanliajans.com/images/kullanicilar/2023/05/halil-aslan-1683796132.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BAHÇIVAN İŞ MERKEZİ AKIL TUTULMASI BİR PROJEDİR!</title>
                <category>Ahmet Sağır</category>
                <link>https://www.sanliajans.com/makale/bahcivan-is-merkezi-akil-tutulmasi-bir-projedir-20</link>
                <author>sanliurfa_tema@hotmail.com (Ahmet Sağır)</author>
                <guid>https://www.sanliajans.com/makale/bahcivan-is-merkezi-akil-tutulmasi-bir-projedir-20</guid>
                <description><![CDATA[BAHÇIVAN İŞ MERKEZİ AKIL TUTULMASI BİR PROJEDİR!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:18.0pt">Son günlerde polemik konusu olan Ahmet BAHÇIVAN İş merkezinin yıkılıp yada yıkılmaması konusu… Sosyal medyada herkesin ağzına dolaşmış… YIKILMASINA KARŞI ÇIKANLAR… YIKILMASINI İSTEYENLER… Ne var ki yıkılmasını isteyenler bir hayli fazla görünmektedir. Tüm bu tartışmalar, polemikler sosyal medya da devam ederken anlamadığım bir gerçek var ki bu iş merkezi ile ilgili geçen ay ki Belediye Meclis toplantısında ne gündem konuları&nbsp; arasında yer aldı. Nede bu konu ile ilgili Büyükşehir Belediyesinden ilgili bir açıklama geldi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:18.0pt">Bana kalırsa Ahmet BAHÇIVAN İŞ MERKEZİ biran evvel yıkılmalıdır. Çünkü bu İş merkezi başlı başına yanlış bir proje olup baştan beri dere yatağı üzerine kurulmuş akıl tutulması bir projedir.Tabi bu projenin mimarı da adından dan aldığı dönemin eski Belediye Başkanı Ahmet BAHÇIVAN’DIR. Bunun yanı sıra AHMET BAHÇIVAN İŞ MERKEZİ URFA’NIN BAĞRINA SAPLANMIŞ BİR HANÇERDİR! Basın ve medyada açıklamalar yapan <strong>Sn. Bahçıvan,</strong> <strong>“Adamlar sanki yıkmak İçin gelmiş yapmak İçin değil”</strong> eleştirisinde bulunsa da yanlış giden bir şeyler varsa elbetteki yıkılması gerekir. Şayet bu iddia doğru ise B.Şehir Belediye Başkanımız Sn. Zeynel Abidin Beyazgül, yerinde bir karar almıştır. Kaldı ki akıl tutulması olan bu iş merkezi bugün Büyük şehir Belediyesi yıkmazsa… yarın er yada geç Allah c.c.’ün afadı yıkar ve Allah c.c. o günleri bizlere göstermesin faturası da ağır olur. Ecdat, eğer bu dereyi açmışsa boşu boşuna açmamıştır. O zaman da AH, VAH’lar kimseye ne bir fayda ne de bir yarar sağlayacaktır. Doğa affetmez. O eski yağışlar tekrar geri döndüğünde bu iş merkezini silir süpürür.Ne can ne mal kalır.&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:18.0pt">Aziz hemşehrilerim, çeşitli dönemlerde tartışmalara neden olan Ahmet BAHÇIVAN İŞ MERKEZİ dönemin Belediye Başkanı Dr. Ahmet Eşref FAKIBABA döneminde de bir kez daha gündeme gelmişti. Bu kezde bu iş merkezinin KARAKOYUN&nbsp; İŞ MERKEZİ olarak isim değiştirilmesi kararı ile gündem konusu olmuş…Ne var ki; Sn. FAKIBABA döneminin Belediye meclis üyeleri yaptıkları yanlışın farkına varmış ve tekrar geri adım atarak AHMET BAHÇIVAN İŞ MERKEZİ isim hakkının iadesine karar vermişti. Aslında bir nevi mesaj vermek isteyen Sn. Fakıbaba döneminin Belediye meclis üyeleri, akıl tutulması olan AHMET BAHÇIVAN İş merkezinin bugün ne kadar yanlış bir proje olduğunu açıkça görmekteyiz. URFA’ NIN BAĞRINA SAPLANMIŞ BİR HANÇER olarak gördüğüm AHMET BAHÇIVAN İŞ MERKEZİ aslında kente hizmet değil, İhanettir! bu iş merkezinin altında bir hazine yatmaktadır.Hemde tarihi bir hazine… böyle dandik bir proje yerine acaba diyorum ki; Karakoyunun Beykapısından başlayıp &nbsp;– Piazzaya kadar olan bölgeyi sağlı sollu geniş bir cadde olsaydı. Dereye de ağaçlandırma, peyzaj ve Temiz Fırat suyu bırakılsaydı acaba daha iyi olmaz mıydı?Amaç eğer şark çıbanı, tifo, dizanteri gibi hastalıkları kurutmaksa bu proje engel mi olacaktı? Hem kentin trafiği çözülmüş olacak, hemde kentimize çok güzel bir manzara katacak, hemde Karakoyundaki tarihi hazine gün yüzüne çıkmış…olacaktı. Belki de Eskişehir de Sn. Yılmaz Büyükerşan’nın porsuk çayı üzerinde yaptırdığı projeden daha güzel olacaktı. Kalın sağlıcakla… </span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Oct 2020 15:06:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sanliajans.com/images/kullanicilar/2020/06/ahmet-sagir-1593351009.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TOPRAK YOKSA… EKMEĞE ZAM VAR!</title>
                <category>Ahmet Sağır</category>
                <link>https://www.sanliajans.com/makale/toprak-yoksa-ekmege-zam-var-19</link>
                <author>sanliurfa_tema@hotmail.com (Ahmet Sağır)</author>
                <guid>https://www.sanliajans.com/makale/toprak-yoksa-ekmege-zam-var-19</guid>
                <description><![CDATA[TOPRAK YOKSA… EKMEĞE ZAM VAR!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:18.0pt">&nbsp;Öncelikle geçen hafta Hatay, İskenderun, Belen vs. vs. il ve ilçelerimizde&nbsp; yaşadıkları orman yangınından dolayı yurttaşlarıma geçmiş olsun.Bir daha bu dehşeti yaşatmasın. Ya RAB! Rahman süresinde buyurduğun gibi <strong>“ağaçlar ve bitkiler Allah c.c.’nü zikreder.”</strong>seni zikrenden bu dilsiz ağızsız bitkilerin, hayvanların ahını koyma ya RAB! Şüphesiz ki Hucurat Süresinde buyurduğun gibi<strong>; “Allah (c.c.), her şeyi gören, işiten ve hakkıyla bilendir.”</strong> Ormanlarımızı ateşe veren şer odaklarınıda sana havale ediyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:18.0pt">Gelelim, konumuza bilindiği gibi insanların, temel geçim kaynağı olan ekmeğe son günlerde yapılan zam üstüne zam kararı kentte vatandaşların, tepkilerine neden olurken, bu zam kararı toprağın önemini bir kez daha hatırlattı. Çünkü Toprak yoksa…Ekmek yok! Toprak yoksa…Meyve yok! Toprak yoksa Gıda yok! Kısacası toprak yoksa…Hayat yok! demektir. Şanlıurfa Fırıncılar Odası başkanı Sn. Mehmet Emin Karatlı, sanırım ekmeğe en son12.02.2020 tarihinde maliyet fiyatlarını gerekçe göstererek 1 lira olan ekmeği 1.25 kuruş yapma kararı almıştı… Ne yazık ki; Ekim ayına girmemizle birlikte henüz aradan 8 ay gibi kısa bir süre geçmeden Fırıncılar Odası bu kez de herhangi bir gerekçe göstermeyerek ikinci bir zam kararı daha alarak bu seferde&nbsp; gramajda düşüşe gidilerek bir nevi gizli zam kararı ile Urfalı hemşehrilerimi, özellikle de dar gelirli vatandaşları, şoka uğrattı. Malumdur ki; kentimiz aile yapısı itibariyle kalabalık bir nüfusa sahip şehirlerin başında gelmekteyiz. Dolayısıyla insanların temel geçim maddesi olan ekmeğe zam kararı külfetli aileler açısından çok zor bir durum. Hele hele dar gelirli ailelerin belli bir geliri de yoksa…gerisini bu kentin idarecileri düşünsün! Evet İdareciler düşünsün diyorum, çünkü Fırıncılar Odasının, her sekiz ayda bir kafasına, göre her canı sıkıldı mı? Ekmeğe zam yapma kararınını Belediyelerin ve rekabetin olmadığı güçten alarak ikide bir zam kararı aldığını düşünüyorum. Adını ne koyarsa koysun. Bugün bir çok b.şehirlerde halka, daha kaliteli, daha ekonomik ve ucuz ekmek olsun, Un ve unlu mamul üreten örnek Belediyelerimiz mevcuttur. Bunlardan biri de Ankara Büyükşehir Belediyesidir. “Halk ekmek” adına ürettiği ekmek, un ve unlu mamülleri ile tamamen insan eli değmeden, makinlerle Ankara’lı yurttaşlarıma hizmet vermektedir. Son günlerde moda olup bağ ve bahçelerde çevreci pozları veren Belediye Başkanlarımız, Fıstık festivali, İsot festivali, Şıra festivali adı altında gıdaya verdikleri önemi acaba Belediye meclis toplantılarında da verebiliyorlar mı? Sn. Başkanlarımız, bir yandan bağ ve bahçelerde pozlar verip değerlerimize sahip çıkıyoruz. Diye çevrecilikten bahsederken, bir yandan da asırlık fıstık bahçelerimizin, bağ ve bahçelerimizin, birinci sınıf tarım arazilerimizin, hatta dere yataklarının betonlaşmasından da geri durmuyorlar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:18.0pt">Son olarak diyorum ki ekmeğe yapılan bu gizli zam kentte yaşayan dar gelirli ailelere haksızlıktır, zulümdür. Her sekiz ayda bir alınan zam kararı bu kentin sahipsiz olduğunun bir kanıtıdır. Nasıl ki yeri geldiğinde esnafları, denetleyen Şanlıurfa B.Şehir Belediyesi ve İl Tarım Orman Müdürlüğü cezalar yazmasını biliyorsa… ekmek raic belirleme de bu Kurumlarımızın üzerlerine düşen görevi yapmaya davet ediyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:18.0pt">Kalın sağlıcakla…&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 16 Oct 2020 11:07:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sanliajans.com/images/kullanicilar/2020/06/ahmet-sagir-1593351009.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BÜYÜKŞEHİR’İN HAYALİ; UYDU KENT Mİ, HALKI KAZIKLAMA MI?</title>
                <category>Ahmet Sağır</category>
                <link>https://www.sanliajans.com/makale/buyuksehirin-hayali-uydu-kent-mi-halki-kaziklama-mi-18</link>
                <author>sanliurfa_tema@hotmail.com (Ahmet Sağır)</author>
                <guid>https://www.sanliajans.com/makale/buyuksehirin-hayali-uydu-kent-mi-halki-kaziklama-mi-18</guid>
                <description><![CDATA[BÜYÜKŞEHİR’İN HAYALİ; UYDU KENT Mİ, HALKI KAZIKLAMA MI?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Geçmiş olsun Şanlıurfam! Coğrafi yapı itibariyle kentin bir tek yeşil bitki dokusuna sahip asırlık fıstık, bağ ve bahçelerin bulunduğu Kaşmer dağı ve bölgesi geçtiğimiz hafta B.şehir belediye meclisi kararıyla imara açıldı. Rant uğruna alınan bu yanlış kararla birlikte artık betonlaşmanın önündeki tüm engeller de kaldırıldı. Eski Başkan Nihat Çiftçi, döneminde de gündeme getirilip imara açılan Kaşmer bölgesi bilindiği gibi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kararıyla iptal edilmiş ve ne yazık ki Sn.Zeynel Abidin Beyazgül, başkanlığı ile beraber &nbsp;tekrardan meclis gündemine getirilerek imara açılmıştır. Aziz hemşehrilerim, &nbsp;kentte yaşanan böylesi trajedi hadiseler ne ilk ne de sondur. &nbsp;Çünkü geçmiş yıllarda gönüllüsü olduğum TEMA Vakfı’nda uzun yıllar görev yapmış bir kardeşiniz, olarak Konuklu da birinci sınıf tarım arazilerimizin imara açılmaması, gelecek nesillere ihanet olunacağı bilinciyle hareket edip tıpkı Kızılderili atasözünde belirtildiği gibi “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen birşey olduğunu anlayacak.”nasihati ile hareket edip &nbsp;bu yanlış kararı o zamanlar defalarca dillendirdim, kentte bulunan tüm Sivil Toplum Kuruluşlarımızdan imzalar topladım, Sn. milletvekillerimizi tek tek aradım. En azından şuan vicdanım rahattır. Çünkü üzerime düşen vatandaşlık ve hemşehrilik görevimi ifa ettim. Hatta o dönemler TEMA Genel merkezimizi bilgilendirerek Konuklu’nun imara açılmaması gerektiğini mahkemeye taşıdık ama ne yazık ki siyaset hukuka galip gelerek Konuklu, yani Harran ovası elden giderek betonlaşmanın önü açıldı. Şuan gördüğünüz gibi bereketli, verimli tarım toprakları elden gitmiş oldu. Buna sebep olanları &nbsp;ALLAH c.c.na havele ediyorum. İflah olmasınlar. Bana göre tıpkı Konuklu da olduğu gibi nasıl ki siyaset - hukuka galip geldi ise Kaşmer bölgeside de Çevre ve Şehircilik Bakanlığının “Kaşmer imar planı iptal” kararına rağmen siyasi – bürokrasiye galip gelmiştir.&nbsp;</span></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Belli ki Çevre ve Şehircilik Bakanlığının kararını ne hesaba alan, ne de takan var. Şayet böyle olmasaydı eğer Çevre ve Şehircilik Bakanlığını temsil eden kurum olan Şanlıurfa Çevre ve Şehircilik &nbsp;Müdürlüğünden bu konu ile ilgili bir açıklama en azından beklerdik. Ancak bu kurum sus pusluğunu korudu herhangi bir açıklama yapılmadı. B.Şehir Belediye Meclisinin bu şaibeli kararını bir tek Sivil toplum Kuruluşundan duyuyoruz. O da konunun uzmanı olan &nbsp;yani TMMOB Şehir Plancıları Odası Şanlıurfa İl Temsilcimiz Sn. Mehmet Selim Açar, yapmıştır, Sn. Başkanımızın ifadesine göre "Kapalı kapılar ardında gizli kapaklı şekilde yapılması planın şaibeli olarak anılması için başlıca bir nedendir. Bu durum planlamanın katılımcılık ve şeffaflık ilkelerine ve kamu yararına aykırıdır." Diye bizleri bilgilendirmiş daha halen de Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden bir açıklama yapılmamıştır. &nbsp;<br />
Şimdi gelelim köşemizin başlığında da belirttiğim gibi Kaşmer dağı gerçekten samimi olarak imara açılıp Urfa’lı hemşehrilerimin rahatı, konforu için uydu kentler mi? Kurulacak! yoksa hemşehrilerimize Dağ eteği örneği gibi arsalar satılıp kandırılacak mı? bu konuyu bir ele alalım. Kaşmer dağı ile ilgili projenin Şanlıurfa için tarih niteliğinde olduğunu söyleyen İmar ve Bayındırlık Komisyon Başkanı Sait Kaya, üyelere detayları aktararak "Şanlıurfa'nın imar açısından geleceğine imza atacağımız bir gün. Şanlıurfa'nın Uydu Kent ihtiyacı, gelişim alanı ihtiyacı bugün bu kararla giderilmiş olacak.” Diye açıklamada bulunmuştur. Bizde bir vatandaş, olarak başta Şanlıurfa Büyük şehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül, olmak üzere tüm Belediye meclis üyelerine ve İmar ve Bayıdırlık Komisyon Başkanı Sn. Sait Kaya’ya, soruyoruz? 20 yıl önce de burnumuzun dibinde ki “Dağ Eteği” dönemin Belediye Başkanı Dr. Ahmet Eşref FAKIBABA tarafından 100 bin kişinin yaşayabileceği Dağ eteği olarak imara açılmış…adına Yeni ŞANLIURFA konulmuş… “Benim Şanlıurfa’lı hemşehrilerim FAKIBABA’nın şehircilik anlayışını burada görecek denilmiş…” ve böylelikle Urfa halkından, sanatçısına kadar bir çok kişiye burada arsalar satılmış… Ve uydu kentler kurulacağı vaadinde bulunulmuş…Sonuçta ne yazık ki; 25 yıl geçiyor, ortada ne uydu kentler, ne alt yapı, ne üst yapı ne de yol!<br />
Adeta kaderine terk edilerek, Urfa halkı kandırılarak kazıklanmıştır. Her yıl zavallı arsa sahiplerinden ve Beyazkuyu,Yedikuyu, Güzel köyü, Dağ eteği köy sakinlerinden emlak vergisi adı altında vergiler alınmış ve alınmaya devam ediptüm bu sorunlar devam ederken kentten 30 kilometre uzakta olan Kaşmer dağın da uydu kentler nasıl ve ne şekilde kurulacak!açıklama bekliyoruz.<br />
Kalın Sağlıcakla…</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Sep 2020 11:41:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sanliajans.com/images/kullanicilar/2020/06/ahmet-sagir-1593351009.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EYYÜBİYE KUŞ’LA DAHA GÜZEL OLACAK!</title>
                <category>Ahmet Sağır</category>
                <link>https://www.sanliajans.com/makale/eyyubiye-kusla-daha-guzel-olacak-17</link>
                <author>sanliurfa_tema@hotmail.com (Ahmet Sağır)</author>
                <guid>https://www.sanliajans.com/makale/eyyubiye-kusla-daha-guzel-olacak-17</guid>
                <description><![CDATA[EYYÜBİYE KUŞ’LA DAHA GÜZEL OLACAK!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:13.0pt">Geçtiğimiz gün Eyyübiye Belediyemiz tarafından organize edilen Ayasofya Camii kebir gezisi için kuraya katıldık ve bu kuranın şanslı bir ferdi olarak bizde bir günlükte olsa İstanbul’u gezip görme fırsatı elde ederek Resullullah (SAV)’in sahabesi Eyüp-el Ensariyi, Aziz Mahmud Hüdai (k.s.)’ü Karacaahmet te yatan Peygamber Aşığı hemşehrimiz Urfa’lı Nabiyi ve cennet mekan 2.Abdülhamid Han ve aile efradı ile Osmanlı paşalarımızı ziyaret edip Şanlıurfalı hemşehrilerimin, Hz. İbrahim’in Hz. Eyyüp Peygamberin selamlarını iletip ruhu şeriflerine fatihalarımızı, yasinlerimizi hediye ettik. Allah c.c. kabul etsin inşaALLAH bize bu programı düzenleyen başta Eyyübiye Belediye Başkanımız Sn. Mehmet KUŞ olmak üzere Başkan yardımcımız Sn. İlhami Günbeği ve Sosyal İşler Müdürü Sn. İsmail Kaya ve tüm ekibe teşekkürlerimi sunarım. Allah c.c. kendilerinden razı olsun.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:13.0pt"><img alt="" src="https://www.sanliajans.com/public/images/detay/54(2).jpg" style="height:417px; width:800px" /></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:13.0pt">Aziz hemşehrilerim, Karaköprü de ikamet eden bir vatandaş olarak Sn. Mehmet Kuş ve ekibi bana göre kentte en başarılı ilçe Belediye başkanlarımızdan birisidir. Bunu bir İstanbul gezisine iştirak ettik diye veya Sn. Başkan’a yaranmak, dalkavukluk, eyyamcılık yapmak için söylemiyorum. Çünkü Sn.Başkanımızı daha önceden İl Özel İdare Başkanı iken kendisini tanıma ve tanışma fırsatı bulmuştum ve samimiyetine, dürüstlüğüne ve de çalışkanlığına inan birisiyim.Bu nedenle Sn.Başkanımız Mehmet KUŞ ve ekibinin başarılı işler çıkararak inşaALLAH Eyyübiyeyi hak ettiği güzel yerlere getirecektir. Hemşehrilerimiz tarafından adeta varoş semti gözüyle bakılan Eyyübiye yüzde %80’i gece kondudan oluşan bir ilçemizdir. Böyle bir ilçeye hizmet etmek her babayiğidin harcı değildir. Aslında bana kalırsa Eyyubiye Belediyemizin yaptığı bu sosyal faaliyeti,yani İstanbul gezisini Karaköprü ya da Haliliye Belediyelerinin yapması gerekirdi. Çünkü varoş gözüyle bakılan Eyyübiye ilçemize göre bu ilçeler halkın nazarında daha modern,daha gelişmiş sayılmaktadır.Oysa bu modernlik, gelişmişlik bana göre betondan öteye geçemiyor. Kentin en yeni yerleşim alanı Karaköprü’nün imarına baktığımızda çaprık bir yapılaşma hemen göze batmaktadır. Bugünün Bahçelievlerinden, Yenişehirinden hiçbir farkı bulunmamaktadır. Dar caddeler, bozuk, çukur&nbsp; yollar, okulu, sağlık ocağı bulunmayan yada çok uzak olan bu gibi sosyal yerler modern karaköprü ye yakışmıyor. Hele geçen gün Sn. Başkan Metin Baydilli’nin tam 10 yıldır ağızına dolaştırıp defalarca basın ve medya da gündeme getirdiği seyrantepe yolunu gördüm böyle bir kepazelik ancak Urfada olur dedim. 10 yıldır bitirilmeyen seyrantepe yolunda çalışma var. Uyarı levhaları yetersiz…yol toz, toprak içinde dolana dolana ancak maşuk’a varabildik. Bunun yanısıra asırlık fıstık bahçeleri, bağ ve bahçeler talan edilircesine kesilip betonlaşmaktadır. Haliliye keza öyle kentin mevcut caddeler çukurdan geçilmezken sorumluluk alanı olan dağ eteğinin yollarını yapmazken, Sn. Başkan Mehmet Canpolat, birinci sınıf tarım arazilerimizin bulunduğu bereketli Harran ovasının başlangış noktası olan konuklu da “yol medeniyettir.”şiarı ile hareket ettiklerini dile getirerek bu çalışmalarla bereketli, verimli tarım arazilermizin betonlaşmasını adeta körükleyerek daha da hız kazanmasına vesile olacaktır. Basından takip ettiğimiz bir diğer basit çalışması ise “Kültürümüze Sahip çıkıyoruz.” Diye kolları sıvayıp fıstık heykeli dikmesidir. Güler misin? ağlar mısın?Sn. Başkanlarıma benim naçizane önerim boş boş paralar harcayarak Nar heykeli, Fıstık heykeli,İsot heykeli vs. boş işlerle uğraşacağınıza Fıstık bahçelerimize,zeytinliklerimize bağ, bahçelerimize, birinci sınıf tarım arazilermize sahip çıkın! Betonlaştırmayın!İmara açmayın. Yeter! Kültürümüze kentin bitki örtülerini korumakla sahip çıkılır. Yoksa böyle heykellere paralar harcanarak çıkılmaz. Kalın sağlıcakla…</span></span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.sanliajans.com/public/images/detay/637.jpg" style="height:417px; width:800px" /></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 14 Sep 2020 11:57:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sanliajans.com/images/kullanicilar/2020/06/ahmet-sagir-1593351009.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KADERİN DÖNDÜĞÜ YER,  SAKARYA...</title>
                <category>Emin Dursun</category>
                <link>https://www.sanliajans.com/makale/kaderin-dondugu-yer-sakarya-16</link>
                <author>emindursun@gmail.com (Emin Dursun)</author>
                <guid>https://www.sanliajans.com/makale/kaderin-dondugu-yer-sakarya-16</guid>
                <description><![CDATA[KADERİN DÖNDÜĞÜ YER,  SAKARYA...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Bugün...</span></p>

<p><span style="font-size:18px">13 Eylül 1921’de Sakarya Meydan Muharebesinin, Türk'ün ölüm kalım mücadelesinin zaferle sonuçlandığı gün...</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">"Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça, terk olunamaz."</span></p>

<p><span style="font-size:18px">şeklindeki tarihî emrini verdiği,</span></p>

<p><span style="font-size:18px">yaklaşık 100 km.lik cephede,</span></p>

<p><span style="font-size:18px">22 gün 22 gece aralıksız süren, tarihin en uzun ve anlamlı, -Mustafa Kemal Paşa’nın ifadesiyle “Sakarya Melhame-i Kübrası”(Büyük ve kanlı Sakarya Savaşı)- meydan muharebesidir.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">13 Eylül’de, Sakarya nehrinin batısında, taarruz kabiliyeti kırılmış Yunan ordusundan eser kalmamıştır.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bu muhteşem destanla, 1683 Viyana bozgunu ve 1699 tarihli Karlofça Antlaşmasından beri devam eden Türk’ün geri çekilme ve gerilemesi durmuş, ileri gidişi başlamıştır.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Zafer kazanan Türk Ordusu ve Milli Mücadele Hükümeti'ne yurtta ve dünyada gösterilen saygı artmış, müspet sonuçlar alınmıştır.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">20 Ekim 1921’de Fransızlarla imzalanan Ankara antlaşmasıyla, Batı Sevr’i dayatma heyecanını kaybetmeye başladı. Türk Devleti resmen tanınmış oldu.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">İtalyanlar, Anadolu topraklarını tamamen boşalttılar.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Rusya aracılığı ile Kafkas cumhuriyetleri ile 13 Ekim 1921’de, Kars Antlaşması imzalanarak doğu sınırı belirlendi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Böylece, kaynaklar Batı Cephesine kaydırılıyordu.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Ordusuna güveni artan Türk Milleti maddî, manevî bütün gücüyle cepheye yardım etmeye devam etmiş, Büyük Taarruza hazırlık hızlanmış, Kurtuluş Savaşında nihai zafere giden yol açılmıştı...</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Mustafa Kemal, 16 Eylül’de ulusa yayımladığı beyannamesinde;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">“...Kral Konstantin’in Türk ordusunu yenmek için aylarca hazırlandığını ve Anadolu içlerine saldırdığını, ulusun düşman hazırlıklarına karşı koymak için hiçbir fedakarlıktan çekinmediğini, orduyu takviye için para, silah, hayvan, araba ve her ne gerekirse temin ettiğini bildirip, inanılmaz mucizeyi Anadolu halkının fedakarlığına borçlu olduğunu” ve ayrıca “Yüksek bir moral gücü ile düşmana saldırdığını.” ifade ettiği gibi, bu Zafer yüz binlerce yurtsever insanımızın ortak eseriydi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Sakarya Zaferi'ni bize yaşatan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları ile kahraman şehit ve gazilerimizi saygı, minnet ve şükranla anıyoruz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 14 Sep 2020 11:55:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sanliajans.com/images/kullanicilar/2020/06/emin-dursun-1592226134.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KAŞMERLİĞE BAŞLADIK, İMPARATOR DUYMASIN!</title>
                <category>Ahmet Sağır</category>
                <link>https://www.sanliajans.com/makale/kasmerlige-basladik-imparator-duymasin-15</link>
                <author>sanliurfa_tema@hotmail.com (Ahmet Sağır)</author>
                <guid>https://www.sanliajans.com/makale/kasmerlige-basladik-imparator-duymasin-15</guid>
                <description><![CDATA[KAŞMERLİĞE BAŞLADIK, İMPARATOR DUYMASIN!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Aziz hemşehrilerim, sevgili yurttaşlarım, Orman fakiri Urfa da yıllardan beridir dile getirdiğim ve kentimizde orman varlğının arttırılması, birinci sınıf tarım arazilerimizin betonlaşmasının önüne geçilmesi ve artık birşeyler yapılması gerektiğini &nbsp;söyleye söyleye artık dilimde tüy kalmadı.Dünya da olduğu gibi kentimiz Şanlıurfa’nın son elli yılın gelişmelerine bakarsak insanoğlu mu, diyelim artık yerel yöneticilerimiz mi diyelim? hiçte istemediği bir dünyayı inşa ediyor. Daha fazla para kazanma hırsı, daha lüks ve daha kolay yaşam hevesi nedeniyle teknolojinin baş döndüren gelişmelerini de arkasına alarak gelişme adı altında, yatırım adı altında, istihdam adı altında imara açma adı altında, maalesef doğal kaynakları tüketmektedirler. Bu amaca yönelik insanlar, ormanlarını yok eder, verimli tarım topraklarını imara açar, dağlarını düzler, ırmaklarını kirletir, düzlüklerini asfalt ve betonla kaplar, havasını kirletir, iklimini değiştirir, bindiği dalı keser hale gelmiştir.Bu nedenle önceki gün Şanlıurfa B.şehir Belediyesi nevali otelde bir basın toplantısı gerçekleştirdi ve Sn.Başkan Zeynel Abidin Beyazgül, yapacakları projeleri bir bir anlattarak bizleri hayal kırıklığına uğrattı. Tabi ki bu hayal kırıklığı Kaşmer Dağını imara açma meselesi… Bilindiği gibi bir önceki dönem Belediye Başkanı Nihat Çiftçi’nin de Kaşmer’i imara açma girişimleri olmuş… Ancak hemşehrilerimizin, Sivil Toplum Kuruluşlarımızın tepkisi ve Çevre Şehircilik Bakanlığının uyarısıyla, kaşmer dağı kaşmerlik olup iptal edildi. Şimdi soruyoruz Sn.Başkan’a kaşmerlik olan bu araziyi ne oldu da tekrar dillendirerek meclis gündemine getirme hissi sizde oluştu? Kentte konut sıkıntısı var mıdır? Konut sıkıntısı var ise niçin? Ak parti milletvekilimiz Sn. Dr. Ahmet Eşref FAKIBABA’nın Belediye Başkanlığı döneminde 100 bin kişinin yaşayabileceği alan olarak imara açılıpta o günden bugüne alt yapı,yol, vs.vs. hizmetler götürülmedi?Belediye konutları haricinde neden halen bir kazma vurulmadı? Oysa ki Sn. FAKIBABA bu araziyi imara açarken “ Şanlıurfalı Hemşehrilerim Benim Şehircilik Anlayışımı burada göreceklerdir.”diye bu araziyi yere göge sığdıramadılar. Yoksa bu Sn. FAKIBABA’ya karşı bir inatlaşma mı, yoksa rekabet midir? Burnumuzun dibindeki dağ eteği konutlaşmayı beklerken neden ve niçin kentten 15 kilometre uzaklıktaki kaşmer dağı?Diyelim ki Kaşmeri imara açtınız.Bölge coğrafi yapı itibariyle bağ, bahçe ve tarıma elverişli arazilerden oluşmaktadır. Sıra buralarada mı gelecek?Kaşmer de kimlerin arazisi var? bunları basın ve medya ile paylaşır mısınız?Bildiğim kadarıyla imparator İbrahim TATLISES’in de dağ eteğinde iki parsel arsası bulunmaktadır. İmparator TATLISES kaşmeri imara açma girişimlerinizi duyunca Ekim ayında davet ettiğiniz Biber (İsot) festivalinize katılıp yada katılmayacağını hiç hesap ettiniz mi? Tüm bu merak edilen sorulara hemşehrilerim cevap beklemektedirler. “İnsanlığın Sonu Kirlettiği Çevre ile Gelecektir”<br />
Son olarak diyorum ki Allah’ım bizleri böyle kontrollü sosyal hayata sığdırılmış maskeli günlerden bir an önce kurtar ya rab!Kalın Sağlıcakla…</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Sep 2020 11:59:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sanliajans.com/images/kullanicilar/2020/06/ahmet-sagir-1593351009.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ceylanlar infaz edilecek!</title>
                <category>Ahmet Sağır</category>
                <link>https://www.sanliajans.com/makale/ceylanlar-infaz-edilecek-14</link>
                <author>sanliurfa_tema@hotmail.com (Ahmet Sağır)</author>
                <guid>https://www.sanliajans.com/makale/ceylanlar-infaz-edilecek-14</guid>
                <description><![CDATA[Ceylanlar infaz edilecek!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:15.0pt">“Urfa dağlarında gezer bir ceylan aman aman</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:15.0pt">Yavrusunu kaybetmiş ağlıyor yaman” türküsü Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından av turizmi adı altında gerçeğe dönüşüyor. Kentimizde öyle dumanlı dağlar olmasa da, Şanlıurfa’nın bozkır ve meralarında koruma altına alınan ceylanların doğa da gezdiğini, dolaştığını az çok herkes bilmektedir. İşte aziz hemşehrilerim, bu ceylanlar şimdi “Av Turizm mi” adı altında birilerinin zevki uğruna vurulacak! Bu katliama, bu vahşete Peygamberler şehri, Hz. İbrahim, Hz. Eyyüp peygamber’in kenti olarak sesiz mi kalacağız? Kâinatın efendisi Resululullah (SAV) demiyor mu ki; <strong>"Siz yerdekilere merhamet edin ki göktekiler (Allah c.c.ve melekler) de size merhamet etsin." </strong>Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün (DKMP), Merkez Av Komisyonu (MAK) kararları kapsamında, Türkiye genelinde 2020-2021 Av Yılı Av Turizmi Uygulama Talimatı ile bazı hayvanların avlanmasına izin verilmiştir. İşte bu infaz kararından dolayı Urfa’nın bozkırlarında, meralarında gezen zavallı ceylanlar da nasibini alacaktır. Sırf birilerinin, zevki uğruna ülkemin çeşitli bölgelerinde doğada gezen zavallı hayvanları vurma kararı bana göre bencilliktir, insafsızlıktır, vicdansızlıktır. Alınan bu yanlış kararın ivedilikle iptal edilmesini temenni ediyor ve bu konuda tüm Şanlıurfa’lı hemşehrilerimi ve yurttaşlarımı, Sivil Toplum Kuruluşlarını destek vermeye davet ediyorum. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:15.0pt">Allah (c.c) tarafından bize sunulan doğal kaynaklar, bitkiler, hayvanlar ile çevremizdeki hava, su, sulak alanlar, topraklar, meralar, tarım ve orman alanları, ağaçlar, nehirler, göller kısacası yaratılan tüm güzellikler biz insanoğluna birer emanet olduğunu düşünüyorum. Bütün canlıların ortak alanı olan doğal sermayemizi muhafaza etmek, biyolojik çeşitliliği korumak, kamu yöneticileri başta olmak üzere insan olmanın onurunu taşıyan her bireyin hem yasal hem de kulluk görevidir. İşte bu emanetlerin yok olmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Dün fazla su içiyor bahanesiyle 5 bin deveyi katleden Avusturalya’yı eleştirenler bugün ne oldu da zenginlerin zevki uğruna ceylanları vurma kararı alıyor? Zaten dünyada yaşanan kaos, veba salgını, ne olduysa bu develerin vurulmasından sonra ortaya çıkmadı mı? Depremler, zelzeleler, sel, afet, corona virüs illeti ne olduysa bu develerin vurulmasından sonra başlamadı mı? Bunda acaba bir ibret yok mudur?&nbsp; Kalın sağlıcakla…&nbsp; </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Aug 2020 11:50:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sanliajans.com/images/kullanicilar/2020/06/ahmet-sagir-1593351009.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye, sinsi ve sömürgeci emelleri aynı sulara gömecektir</title>
                <category>Emin Dursun</category>
                <link>https://www.sanliajans.com/makale/turkiye-sinsi-ve-somurgeci-emelleri-ayni-sulara-gomecektir-13</link>
                <author>emindursun@gmail.com (Emin Dursun)</author>
                <guid>https://www.sanliajans.com/makale/turkiye-sinsi-ve-somurgeci-emelleri-ayni-sulara-gomecektir-13</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye, sinsi ve sömürgeci emelleri aynı sulara gömecektir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, Kıbrıs’ta anayasal düzenin bozulmasıyla birlikte garantörlük hakkını kullanarak 20 Temmuz 1974 sabahı, adaya çıkarma yapmış ve Lefkoşa-Girne hattında küçük bir alanı kontrol altında tutmayı başarmıştı. Bunun üzerine 24 Temmuz’da ateşkes ilan edilmişti.</p>

<p>Barış için toplanan Cenevre’deki konferans, Yunanlıların ve Rumların akıl almaz istekleri nedeniyle bir neticeye varamadı.</p>

<p>Bu esnada;</p>

<p>Kıbrıs’a çıkan askerlerimiz çok küçük bir alanda sıkışarak hedef haline gelmiş,</p>

<p>Magosa OMORFO (Güzelyurt) LEFKE ve birçok Türk köy ve kasabası Rumların kontrolünde kalmıştı.</p>

<p>Rumlar buralarda yaşayan soydaşlarımızı her an imha edebilirdi.</p>

<p>Yunan Alayı Lefkoşa ile havaalanı yolunu kontrol altında tutuyordu.</p>

<p>Belirlenen hedeflere ulaşılması için asker ve silah desteği gerekiyordu.</p>

<p>Durum kritikti...</p>

<p>Türkiye, ya diplomasi bataklığına saplanıp masa başında kaybedecek ya da başladığı işi bitirip Kıbrıs Türk’ünü zalim EOKA çetelerinin elinden kurtaracaktı.</p>

<p>Bu tıkanıklık üzerine dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in Dışişleri Bakanı Turan Güneş'e söylediği ''Ayşe Tatile Çıksın'' parolasıyla, 14 Ağustos 1974 günü sabah saat 04:30'da Türk birliklerinin batıda Lefke, doğuda Magosa yönü boyunca harekete geçmesiyle 2. Kıbrıs Barış Harekatı başladı.</p>

<p>Türk askeri karşısında çareyi kaçmakta bulan Rumlar, Taşkent, Terazi, Atlılar, Muratağa ve Sandallar köylerinde; savunmasız, çoğu çocuk, kadın ve yaşlı olmak üzere yüzlerce Türk’ü topluca ve vahşice öldürdüler.</p>

<p>Adanın diğer kesimindeki Türklere de insanlık dışı, vahşice saldırılar yaptılar.</p>

<p>15 ve 16 Ağustos’ta doğu ve batı istikametlerinde ileri harekâtına devam eden birliklerimiz Magosa, Lefkoşa ve Lefke hattının kuzeyindeki bölgeyi tamamen kontrol altına alarak, Kıbrıs'ın yüzde 38'ini ele geçirdi.</p>

<p>Böylece;</p>

<p>Mehmetçik, günümüz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) sınırlarını kanlarıyla çizdi.</p>

<p>Kıbrıs Barış Harekâtı ile Kıbrıslı Türklerin can güvenlikleri sağlanmış, Rumların Enosis hayali Akdeniz’in karanlık sularına gömülmüştür.</p>

<p>Bugün de;</p>

<p>Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi güdük bir alana hapsetmek isteyen sömürgeci güçler ve kukla Yunanistan ile onların güdümünde olanlara rağmen,Türkiye, her zaman olduğu gibi Mavi Vatan’da bir oldu bittiye meydan bırakmayacak, ne pahasına olursa olsun, her zamankinden daha güçlü şekilde iradesini ortaya koyarak, sinsi ve sömürgeci emelleri aynı sulara gömecektir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Aug 2020 16:47:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sanliajans.com/images/kullanicilar/2020/06/emin-dursun-1592226134.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ciğerlerimiz yanıyor, birşeyler yapılsın!</title>
                <category>Ahmet Sağır</category>
                <link>https://www.sanliajans.com/makale/cigerlerimiz-yaniyor-birseyler-yapilsin-12</link>
                <author>sanliurfa_tema@hotmail.com (Ahmet Sağır)</author>
                <guid>https://www.sanliajans.com/makale/cigerlerimiz-yaniyor-birseyler-yapilsin-12</guid>
                <description><![CDATA[Ciğerlerimiz yanıyor, birşeyler yapılsın!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:15.0pt">Her yıl yaz mevsiminde olduğu gibi bu yaz da orman katilleri iş başında…Ülke ormanlarının, zengin bitki örtüsüne sahip Ege, Akdeniz, Karadeniz ve Marmara bölgelerinde hemen hemen her gün yaşanan orman yangınları kat be kat bu yıl daha fazlası ile devam etmektedir. Bu vicdansızlığı yapanların Allah c.c. müstehaklarını versin. Şayet önlem alınmazsa, birkaç yıl sonra ülkede orman diye bir şey kalmayacaktır. Aziz hemşehrilerim, ülkemin farklı bölgelerinde bu tür üzücü yangın haberleriyle ormanlar küle dönüştürülürken orman fakiri Urfada da gerek orman yangınları gerekse de Belediyelerimiz tarafından yılın 365 günü betonlaşma ile bitki örtülerimiz, verimli tarım topraklarımız yok edilmektedir. Kentte bu yaz mevsiminde sırasıyla Osman bey kampusu, Akabe mevki, ve gölpınar gibi ağaçlık alanlarda çıkan yangınlar da da yüzlerce yetişkin ağaç’ımız küle dönmüştür. Orman fakiri Urfa da bir fidan öyle kolay kolay yetişmemektedir. Bu nedenle sebep olanları Allah c.c.na havele ediyorum. Yukarı da bahsettiğim gibi Belediyelerle ne alaka derseniz? Şöyle izah edeyim; Yirmi yıl önce 100 bin kişinin yaşayabileceği alan olarak imara açılmış ancak bugüne kadar ne alt yapı,nede yol hizmeti götürülmeyen Dağ eteği şehirleşmeyi beklerken göz göre göre kentin asırlık fıstık bahçeleri… bağları…verimli tarım toprakları rant uğruna betonlaşmaktadır. Belediye Başkanlarımız “modern kent” oluşturuyoruz bahanesiyle kendilerini avutsa da biz, diğer başka gelişmiş şehirlerle kıyasladığımızda aslında Urfa da çarpık kentleşmeyi bariz olarak görmekteyiz. Bu nedenle sevgili hemşehrilerim,kimse kusura bakmasın! Sizi, bilmem ama bana, göre ha cennet ülkemin bir yerinde orman yakılmış…küle dönmüş… ha bağı, bahçesi, tarım toprağı,imara açılıp betonlaştırılmış… apartmanlar, siteler beton bloklar kurulmuş… hiçbir farkı yoktur. Yüce kitabımız Kur’an da rahman süresinde mealen “Bitkiler ve ağaçlar rahman olan Allah’a secde halindedir.” Umuyorum ve diliyorum ki cenabı Allah c.c.’a secde eden ve yerde gökte ne varsa Allah c.c.’ü tesbih eden ancak dili olupta konuşamayan bitkilerin, ağaçların, ormanların ve içinde yaşayan varlıkların ahını bırakmaz. Aziz hemşehrilerim, aslında onların bir nevi dilleri de vardır fakat bizler anlayamıyoruz.Nitekim bununla ilgili bir örnek vermek gerekirse Resulullah SAV döneminde <strong>“Ağlayan Hurma Kütüğü”</strong> meselesini az çok hepimiz duymuşuzdur.Ancak yinede Rasullullah (SAV)’in sünnetlerini, hatıralarını hatırlatmada bereket ve fayda vardır;&nbsp; “Peygamber Efendimiz (asm) Mescid-i Şerifte hutbe verirken dayandığı hurma ağacından olan kuru bir direk vardı. Daha sonrasında minber yapılınca Efendimiz (asm) hutbe verdiği zaman onun üzerine çıkıp hutbeye başladı. Tam bu esnada artık üzerinde hutbe okunmayan kuru direk deve gibi inleyerek ağladı. Ağlama sesini bütün cemaat işitti.</span> <span style="font-size:15.0pt">Sehl ibni Sa’d, bu mucizeyi naklederken der ki: <strong>“Direğin ağlaması üzerine, cemaatin içinde de ağlamalar çoğaldı ve bunun üzerine Efendimiz (asm) minberden inerek direğin yanına geldi, elini üstüne koydu, onunla konuştu teselli verdi. “İstersen seni eski yerine nakledeyim. Orada kök salar, büyüyüp gelişirsin, yaprakların tazelenir ve defalarca meyve verirsin. Eğer cenneti istersen seni cennette dikeyim; orada meyvelerinden Allah’ın sevgili kulları yer.” Ardından direk cevap verdi, verdiği cevabı yanındaki sahabeler duydular. Direk dedi ki: “Cennette beni dik ki, benim meyvelerimden, Cenâb-ı Hakk’ın sevgili kulları yesin. Hem bir mekân ki, orada bekà bulup, çürümek yoktur Direğin ağlama sesi bunun üzerine kesildi. </strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:15.0pt">&nbsp;Efendimizin (asm) “Ben onu kucaklayıp teselli vermeseydim, bu ayrılıktan dolayı kıyamete kadar böyle ağlaması devam edecekti.”</span></strong><span style="font-size:15.0pt"> dediği rivayet edilmektedir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:15.0pt">Değerli hemşehrilerim, aslında Resullullah (SAV)’in bitkilerle, ağaçlarla ilgili mucizesi çoktur bunu sizlere zamanı gelince paylaşmaya inşaAllah devam edeceğiz. Ancak Devlet büyüklerimden ricam bugünden tezi yok! ülkede orman yangınlarını çıkaranlar gerek SİHA’larla, gereksede istihbarat çalışmaları ile bulunup ecdadın dediği gibi &nbsp;<strong>“Ormanlarımdan bir yaş dal kesenin, Başını keserim… </strong>dusturu ile harekat edip biran evvel cezalandırılmalarını umut ediyorum. Kal</span></span></span><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:15.0pt">ın sağlıcakla…</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Aug 2020 15:57:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sanliajans.com/images/kullanicilar/2020/06/ahmet-sagir-1593351009.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>15 Temmuz hain darbe kalkışması</title>
                <category>Emin Dursun</category>
                <link>https://www.sanliajans.com/makale/15-temmuz-hain-darbe-kalkismasi-11</link>
                <author>emindursun@gmail.com (Emin Dursun)</author>
                <guid>https://www.sanliajans.com/makale/15-temmuz-hain-darbe-kalkismasi-11</guid>
                <description><![CDATA[15 Temmuz hain darbe kalkışması]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>1970’lerden beri İslam’ı kullanarak, milletimize “hizmet” kılıfı altında beslenen FETÖ terör örgütünün 15 Temmuz hain darbe kalkışmasıyla birlikte vahşi bir terör örgütü olduğu açıkça ortaya çıktı.</p>

<p>Bukalemun gibi kolaylıkla renk değiştirebilen FETÖ, amacına ulaşmak için kural tanımayan, ahlakî, vicdanî, hukukî, dinî ve insanî kavramları hiçe sayan, bunları çıkarlarına uygun şekilde acımasızca kullanabilen bir örgüttür.</p>

<p>Eğitim, sivil toplum, insanî yardım, ekonomi, siyaset gibi her konuya el atmış ve nihayet 17/25 Aralık ve 15 Temmuz darbe kalkışmalarıyla gerçek yüzünü -terör örgütü olduğunu- göstermiştir.&nbsp;</p>

<p>Işık evleri, öğrenci yurtları, yaz kampları, dershaneler ve okullar vasıtasıyla öğrencileri çelmiş, özellikle Türk Cumhuriyetleri ve Afrika’da yayılmışlardır.</p>

<p>Dinî konularda çıkarlarına uygun hükümler çıkararak, liderlerine mutlak itaatli mankurtlaşmış elemanlar yetiştirmişler, hedeflerine ulaşmak için önlerine çıkan engelleri ortadan kaldırmada acımasızca her türlü yöntemi kullanmayı esas almışlardır.</p>

<p>Sapık ve sapkın bir düşünceyle tamamen İslam dışı olarak,<br />
Fetullah Gülen’in kainat imamı ve beklenen İsa-Mesih olduğu, Peygamberle hatta zaman zaman Allah ile görüştüğüne inandırılmış, çıkarları doğrultusunda mutlak itaatkar militanlar yetiştirmişler ve devletin içine sızdırmışlardır.</p>

<p>Bunlar liderlerinin rızasını kazanarak kurtuluşa ulaşacaklarına inandıklarından yalan, iftira, kumpas, fuhuş, zina, içki gibi kendilerince gizliliği sağlayabilecek her yolu mübah görmektedirler.&nbsp;</p>

<p>FETÖ’nün, Papa 6. Paul tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog adı altında Vatikan ve küresel güçlerin koruması ve güdümünde olduğu artık tartışılmaz bir gerçektir.</p>

<p>FETÖ, insanlarımız arasında güveni büyük oranda sarsmış, islama çok büyük zararlar vermiş, kanca attığı zeki gençlerimizi zehirleyerek geleceğimizi de çalmış, devlete ait silah dahil bütün imkanları kullanan, devlet düşmanları ve hainlerle de rahatlıkla işbirliği ve koordinasyona geçebilen çok tehlikeli bir terör örgütüdür. &nbsp;</p>

<p>15 Temmuz darbe girişiminde, milletimiz sadece bu alçak örgüte değil, tasmasını elinde tutan sahiplerine karşı inancıyla, yüreğiyle, bileğiyle, canı pahasına karşı koymuş, ihaneti ve yaptıkları kapkaranlık insanlık dışı planı yırtıp tarihin çöplüğüne atmıştır.</p>

<p>15 Temmuz, hainlerin tanklı uçaklı kaos ve ihanetlerine karşı, milletin canı<br />
pahasına vatanı ve demokrasiyi savunmada kararlı olduğu bir destandır.</p>

<p>15 Temmuz, milletin ve devletin varlığına kasteden teroristlerin inanca, fedakarlığa, dirayete, adanmışlığa çarparak paramparça olduğu gündür.</p>

<p>Bu vesileyle, Bedir’den Çanakkale’ye, Sakarya’dan Dumlupınar’a, terörle mücadeleden, 15 Temmuz’a ve günümüze kadar tüm şehitlerimizi rahmetle, şükranla, minnetle anıyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Jul 2020 15:41:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sanliajans.com/images/kullanicilar/2020/06/emin-dursun-1592226134.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TOPRAĞIN BAŞI BELEDİYELERLE DERTTE!</title>
                <category>Ahmet Sağır</category>
                <link>https://www.sanliajans.com/makale/topragin-basi-belediyelerle-dertte-10</link>
                <author>sanliurfa_tema@hotmail.com (Ahmet Sağır)</author>
                <guid>https://www.sanliajans.com/makale/topragin-basi-belediyelerle-dertte-10</guid>
                <description><![CDATA[TOPRAĞIN BAŞI BELEDİYELERLE DERTTE!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:13.0pt">Tüm canlıların yaşaması için üç temel ihtiyacı vardır. Temiz hava, temiz su ve sağlıklı besin. Peki, bu üç ana unsurun olabilmesi için ne lazım? Tabii ki verimli tarım toprakları… Toprak varsa hava var, su var, ekmek var, yiyecek var, hatta giyecek var. Yani toprak varsa hayat var.&nbsp; Peki, toprak nedir?</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:13.0pt">Ben sizin adınıza Konuklu’ya, Mehmetçik’e ve Karaköprü’ye giderek betonlaşma ile boğuşan bahçelere, tarlalara girdim ve elime bir avuç toprak aldım ve sohbet ettim: Toprakla sohbet edince bir dokundum, bin ah işittim. Şöyle sordum: Toprak sen nesin, kimsin?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:13.0pt">Toprak:</span></strong><span style="font-size:13.0pt">&nbsp; Toprak uğruna ölen varsa Vatanım dedi. Lafı ağzıma tıkadı ve başladı konuşmaya: Hem sizlerde inancınız gereği vakti saati geldiğinde yine toprağın misafiri olmayacak mısınız? Hz. Mevlana’nın “Alçak Gönüllülükte Toprak Gibi Ol” sözü, benim herkesi ve her şeyi (çöpleri dahi benim bağrıma gömmüyor musunuz) kabul ettiğimi, bağrıma bastığımı nasıl da doğru tarif ediyor. O halde ben yani Toprak, ölümün sessizliğini sonsuza dek sürdürmek için yer küremiz üzerine giydirilmiş bir mantoyum. Yüce Allah (c.c) Kuran-ı Kerimde size “Ant olsun ki biz insanı, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık. (Hicr suresi 26.ayet) diye özünüzün ben olduğunu söylemiyor mu? Neticede hepiniz topraktan geldiniz, yine toprağın misafiri olmayacak mısınız? Peki bu yalan dünyadaki ömrünüz tükendiğinde, ebediyete kadar bağrında cenneti hayat edip yaşayacağınız toprağın hatırını, derdini neden hiç sormuyorsunuz? Aziz hemşehrilerim, şimdi gelelim asıl meseleye geçen gün Karaköprü Belediye Başkanımız Sn. Metin Baydilli, açıklama yapıyor, <strong>“modern Karaköprü’yü oluşturuyoruz.”</strong> Evet, nasıl oluşturuyormuşuz? Asırlık fıstık bahçelerini, bağlarını, verimli tarım topraklarını adeta talan edercesine… Rant uğruna… betonlaştırarak ve çarpık yapılaştırarak…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:13.0pt">Yani bir yandan kentimizin bitki örtülerini yok ederken, bir yandan da Karaköprü’nün simgesi olarak iddia edilen Karaköprü Narı’nın coğrafi işareti ve<strong>“Tat karpuzu”</strong> için coğrafi işaret başvurusunda bulundurarak özde değil, sözde olarak coğrafi işaretini almaya çalışıyormuşuz. Bunun yanı sıra Haliliye Belediye Başkanımız Sn. Mehmet Canpolat, ise Konuklu da birinci sınıf verimli, bereketli tarım topraklarını <strong>“yol medeniyettir”</strong> şiarı ile ilçe genelinde yol yapım atağını sürdürdüğünü ifade ettiğini üzülerek basından öğrenmiş bulunuyoruz. Sn.Başkanımızın yol medeniyettir uğruna konuklu ya götürdüğü yollarla bu verimli topraklar üzerinde betonlaşma daha da hız kazanacaktır. Benim kendilerine tavsiyem Sn. Başkanlarım, her kim sizi yönlendiriyorsa bu yanlış kararlarınızdan biran evvel vaz geçin. Evet, yol medeniyettir. Yanlış hatırlamıyorsam ya yıl 1992 yada 94’tü dönemin Cumhurbaşkanı Rahmetli Sn.Süleyman DEMİREL ve dönemin Başbakanı Sn. Tansu Çiller, devlet erkanları, canımız ciğerimiz İmparator İbrahim TATLISES’in “Harran’a su geliyor” türküsüyle…&nbsp; Fırat suyunun Harran’ın bereketli topraklarına bıraktığında hiç unutmam şuan ki GAP Vadisinin bulunduğu bir yamacta şöyle yazıyordu; DAĞLARI DA DELDİK ÇAĞLARI DA DELDİK diye…Allah c.c.hepsinden razı olsun.Gerçekten de o dönemin siyasetçileri dağları taşları deldiler ama asla verimli tarım topraklarına, bağ, bahçelere zarar vermediler. Şuan ki Belediye başkanlarıma önerim sizde de o yürek varsa, modern karaköprüyü oluşturmak adına… yol medeniyet şiarı adına düz ovalara değil, dağlara tepelere yol götürün. Zaten 100 bin kişilik imara açılıp ta alt yapı ve yol bekleyen dağ eteği de sizin sorumluluk bölgeniz değil midir? Bu kıraç dağlık yerlere yol neden gitmiyor? Hani sizin için yol Medeniyetti? Bu yüzden yarın keşke dememek için bugünden artık bir şeyler yapın. Böyle giderse bırakın vefat edenleri gömeceğiniz toprak, yiyeceğiniz ekmeğin hammaddesi olan buğdayı ekecek toprak bulamayacaksınız.Kalın sağlıcakla… </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:13.0pt">ÇEVRECİ SÖZÜ: Toprağını Hor Gören, Geleceğini Zor Görür</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Jul 2020 15:40:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sanliajans.com/images/kullanicilar/2020/06/ahmet-sagir-1593351009.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fakıbaba yıpratılmaya çalışılıyor</title>
                <category>Ahmet Sağır</category>
                <link>https://www.sanliajans.com/makale/fakibaba-yipratilmaya-calisiliyor-9</link>
                <author>sanliurfa_tema@hotmail.com (Ahmet Sağır)</author>
                <guid>https://www.sanliajans.com/makale/fakibaba-yipratilmaya-calisiliyor-9</guid>
                <description><![CDATA[Fakıbaba yıpratılmaya çalışılıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:13.0pt">Uzun bir aradan sonra Şanlı Ajans da siz değerli hemşehrilerimle beni buluşturan ve bana bu fırsatı tanıyan Şanlı Ajans sahibi Sn. Uğur Budak’a teşekkürlerimi sunarım. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:13.0pt">Aziz hemşerilerim, gerek kentimizin, gerekse ülkemizin öyle sorunları çok ki, inanın nereden başlayacağımı bilemiyorum.Tek kelime ile Allah c.c. herkesin yardımcısı olsun ve şu korona virüs denen veba salgınını ülkemiz ve tüm dünya üzerinden kaldırarak insanların üzerinden defuref eylesin.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:13.0pt">Geçtiğimiz günlerde ekmek parası kazanmak için gurbet ellere gidip Konya’ da trafik kazasında yaşamını yitiren 7 (yedi) hemşerilerime Allah c.c. rahmet eylesin. Ailelerine sabır versin, Yaralılara da acil şifalar nasip eylesin. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:13.0pt">Yıllardan beridir söylüyorum. Türkiye’nin en büyük tarım arazisi Urfa da… Türkiye’nin ve Dünya’nın en büyük barajları arasında sayılan Atatürk barajı Urfa’da… ama ne yazık ki bu imkanları değerlendiremeyip Urfanın fakir, yoksul halkı, Çukurova, Karadeniz, İç Anadolu vs.vs. bölgelerde perişan, sefil, yaşam standartları yetersiz tıpkı bedevi bir hayat gibi&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:13.0pt">&nbsp;tarım İşçiliği yaparak mecburiyetten hayatlarını idame ettirmek için uzak diyarlara gitmektedirler. Sorumluluk sahibi kişiler vicdanlarınız bu durumdan rahat mı?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:13.0pt">Toplumsal Huzur, Barış ve İstihdam TOPRAKTAN gelir.</span></strong><span style="font-size:13.0pt">Hollanda’nın yüz ölçümü 41.543 km² iken, Tarım kenti Şanlıurfa’nın yüzölçümü 18.584 km²’dir. Konya’nın ki ise; 38.873 km²’dir. Yani bir Konya ile Şanlıurfa’nın yüzölçümü Hollanda’dan &nbsp;kat be kat daha üstündür. Dikkat! eder misiniz? Aziz hemşerilerim, bir avuç Hollanda tarım ve hayvancılıkta dünyada lider iken, söz sahibi iken, herhangi bir işsizlik sorunu bulunmazken tabiri caizse (gavur) bunu başarırken tarım kenti Urfa teknoloji imkanlarına rağmen neden bu imkanları fırsata çeviremiyor? Neden Müslüman olarak gerideyiz? Yardım et ya Rab! Neden halen kentte işsizlik inanılmaz boyutta? Neden halen Gıda, Süt ve Süt ürünleri çok pahalı? Neden halen et fiyatları pahalı? Yanlışlık nerede? Terslik nerede? Kaldı ki bu yanlışlıkları, terslikleri dinimiz bile yasaklamasına rağmen neden geri kalmış durumdayız. İsterseniz gelin biraz bunları irdeleyelim. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:13.0pt">Cenabı ALLAH c.c.ün bize emaneti olan kainata ne varsa biz insanların hizmetine sunmuştur. Hatta cenabı ALLAH c.c. yüce kitabımız Kur’an da “ Yeri ve gögü Allah c.c. yükseltti. Dengeyi o koydu. Sakın o dengeyi bozmayın.”burada kastedilen denge nedir? bunu tefsirciler daha iyi açıklar ancak yüce ALLAH c.c.kainatı ve içindekileri boşu boşuna yaratmadığı aşikardır.Ve yine rahman süresinde Ağaçlar, bitkiler Allah c.c. nü zikreder. Diye mealen buyrulmaktadır.Kur’an ve sünnet çevre konusunda bizleri uyarırken biz neler yapmaktayız?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:13.0pt">Kentimiz Şanlıurfa da son 30 yıldır gerek tarım arazileri üzerinde, gerekse asırlık fıstık bahçeleri, bağları üzerinde inanılmaz bir inşaat rantı elde&nbsp; edilmektedir. Ve ne gariptir ki bu ranta gerek Basın ve Medya, gerek STK’lar, gerek Siyasiler gerekse de halk olarak tepkisiz kalıp ses çıkarmazken bazı kesimler, Konya da ki bu trafik kazasını bile fırsata çevirip siyasi rant elde etmenin derdindeler… Allah c.c. sizi bildiği gibi yapsın.Bir Avuç Hollanda tabiri caizse elin (gavuru) neler yaparken elhamdülillah Müslümanız diyen insanlar olarak uğraştığımız işlere bakın. &nbsp;Benim hemşerilerimin ciğeri yanarken, zavallı insanlar dertlerine düşmüşken belli ki bundan kendilerine siyasi malzeme edip Ak parti milletvekilimiz Sn. Dr. Ahmet Eşref FAKIBABA’nın güya Sn. Fakıbaba, tarım işçilerinin en fazla olduğu kent olarak hemşerileriyle gurur duyduğu söylemlerini çarpıtılarak bundan siyasi rant elde etmek isteyenler var.Ama bilmezler ki Sn. Fakıbaba bunu niçin neden söylemiştir.Sn. Vekilimizin, çarpıtılarak söylediği sözlerini tıpkı cımbızlayıp halka kötü lanse etmenin siyasi ahlakla bağdaşmadığını hatırlatmak isterim.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:13.0pt">Aziz hemşehrilerim; Cumhuriyet tarihinden bu yana gerek Belediye Başkanlığı döneminde gerekse de Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı döneminde hiçbir Belediye Başkanı ve Bakanı Tarım işçilerinin haklarını savunacak , dertlerini dinleyip dertleşecek, savunacak kadar bir siyasiyi bugüne kadar ne gördüm ne de duydum. Şanlıurfa Sembol Gazetesinde muhabirlik yaptığım dönemde hiç unutmam; Sn. Fakıbaba’nın Belediye Başkanlığı dönemi idi. Urfa’lı tarım işçilerimiz ise Karadeniz’e Fındık toplamaya gitmiş… Çok kötü şartlarla karşılaşmıştı. Ve Sn. Fakıbaba, Trabzon Belediye Başkanını arayarak hemşerilerine ya sahip çıkılması gerektiğini ya da Trabzon’a otobüsler gönderip hemşerilerini tekrar geri çekeceklerini iletmiş… Ve bunun üzerine Trabzon Belediye Başkanı derhal harekete geçmişti…bunun yanı sıra Sn Vekilimin, Tarım Bakanlığı döneminde Adana Milletvekilimiz ve aynı zamanda dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı da olan&nbsp; Sn.Jülide Sarıeroğlu ile birlikte Ankara'nın Polatlı ilçesinde, Eskişehir Sivrihisarda Şanlıurfalı mevsimlik tarım işçilerini ziyaret ettiklerini yaşam standartlarının yükseltilmesi gerektiği için gayretler sarf ettiklerini unutmadık unutmayacağız.Aziz hemşehrilerim, amacım kimseye yaranmak ya da dalkavukluk etmek değildir. Ancak gerçekleri hatırlatmakta fayda vardır. Bizler Türk milleti olarak çabuk unuturuz. Bizimkisi sadece bir hatırlatma yada tarihe not düşmektir. Aslında bu konuda eleştirilecek birileri varsa o da bundan siyasi rant elde etmek isteyen kişilerdir. Madem Urfalı tarım işçilerinin ırgat olarak başka kentlere gitmelerini mi istemiyorsunuz? Kendi topraklarında istihdam edilmesini mi istiyorsunuz. O zaman şu konuda mevcut b.şehir Belediyesinden, Haliliye ve Karaköprü Belediyelerinden Eyyubiye Belediyesinden hesap sormayan namerttir. Sn. Fakıbaba’nın belediye başkanlığı döneminde 100 bin kişinin yaşayabileceği alan olarak imara açılan Dağ Eteği 20 yıldır imara açılmış… kıraç verimsiz bir arazi ve bu araziye Sn. Fakıbaba’dan sonra bırakın yol, alt yapısını bir kazma dahi vurulmadı? Niçin? Neden? Çünkü pasta yok! Rant yok! Hırsızlık yok! Menfaat yok! Haaa nerelerde var? Mehmetçikte, Devteşti’nde, Maşuk’ta, Karaköprü de güzelim asırlık fıstık bahçeleri, bağlarında asırlık fıstıklar kesilerek inşaatlar dikiliyor… siteler kuruluyor. O da gözlerini doyurmuyor… Konukluda, Sırrın da, Ulubağ’da birinci sınıf verimli tarım arazileri, bereketli topraklar betonlaştırılıyor. Söyler misiniz? Bu ranta… Bu talana… Neden sesiniz çıkmıyor? Neden? Kalın sağlıcakla…</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 28 Jun 2020 16:30:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sanliajans.com/images/kullanicilar/2020/06/ahmet-sagir-1593351009.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Konut kredisi mi, müteahhit kredisi mi?</title>
                <category>Mehmet Emin TAPAN</category>
                <link>https://www.sanliajans.com/makale/konut-kredisi-mi-muteahhit-kredisi-mi-8</link>
                <author>emintapan@gmail.com (Mehmet Emin TAPAN)</author>
                <guid>https://www.sanliajans.com/makale/konut-kredisi-mi-muteahhit-kredisi-mi-8</guid>
                <description><![CDATA[Konut kredisi mi, müteahhit kredisi mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:13.0pt">Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından, Türkiye tarihinde görülmemiş bir kredi paketi açıklanıyor fakat, Vatandaş değil satıcı faydalanıyor !! Öyleyse bu avantajlı kredi kimin için çıktı?<br />
Devlet Bankalarının konut kredisi faizinde indirime gitmesi, sadece vatandaşı değil müteahhitleri de harekete geçirdi. Bazı konut projelerinde ve “yap-sat” tarzı birçok butik projede, fiyatlar yüzde 10-20 bandında yükseldi. İkinci el piyasada da aynı oranda olmasa bile benzer eğilimler gösteriyor.<br />
Vatandaşlar, düşen faiz yükü ve artan vade avantajı sebebiyle ev hayallerini gerçeğe dönüştürmek isterken, gördükleri fiyat artışları karşısında hayal kırıklığı yaşıyor. Müteahhit firmalar ise; durgunluk, yüksek faiz ve maliyet artışı sebebiyle fiyat artışı yapamadıklarını, küçük miktardaki yükselişlerin “gecikmiş” ve “kaçınılmaz” olarak yansıdığını belirtiyor.<br />
Her iki tarafında kendine göre haklılık payları olsa da, burada mağdur olan hiç kuşkusuz konut sahibi olmak isteyen vatandaşlar oldu. Tüm beklentileri hayale dönüştüren emlak sektöründeki fahiş artışlar, dar gelirli vatandaşlar tarafından tepkiyle karşılandı. Öyle ki Kredi paketleri açıklanmadan önce normal bir daire 180 bin liraya bile satılamazken, kredi paketinin açıklanmasıyla birlikte aynı dairenin 230 bin liraya satışa sunulması, fırsatçılığın da böylesi olmaz dedirtti.<br />
Sıfır konutlarda devlete vergiyi düşük ödemek için, rayiç bedellerini asgariye indiren mal sahipleri yüzünden istenilen kredi tutarlarını bankadan alamayan vatandaşlar doğal olarak konut sahibi de olamıyor. Hal böyle olunca Konut için açıklanan paket, mülk sahibi veya müteahhit paketi olmaktan öteye geçmiyor.<br />
Bu zulümü vatandaşa reva görenlerde ne hikmetse Müslümanım diye geçinip “Hacı–Hoca” olarak toplumda yer edinmiş saygın kişilikler…&nbsp;<br />
Sorunlar yumağına dönen bu konuya dair naçizane bir kaç çözüm önerisi sunmak istiyorum;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:13.0pt">.3 ay sürecek olan kredi paketinin sürekli hale getirilerek bu sorun kökten çözülebilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:13.0pt">.Konut almak için çabalayan vatandaşlar ev sahibi olmak için acele etmemeli.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:13.0pt">&nbsp;.Yasalar ne söyler bilmiyorum ama, bu şehrin yetkilileri git gide tırmanan bu soruna çözüm bularak halkı rahatlatmalı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:13.0pt">Devletin sağladığı imkânından faydalanamayan ve tabiri caiz ise “Aptal” yerine konulan vatandaşlar yetkililerin bu konuda ciddi bir adım atmasını bekliyor. Aksi halde açıklanan paket satıcılar için ranta dönüştü.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Jun 2020 00:36:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sanliajans.com/images/kullanicilar/2020/06/mehmet-emin-tapan-1592516167.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Jandarma</title>
                <category>Emin Dursun</category>
                <link>https://www.sanliajans.com/makale/jandarma-7</link>
                <author>emindursun@gmail.com (Emin Dursun)</author>
                <guid>https://www.sanliajans.com/makale/jandarma-7</guid>
                <description><![CDATA[Jandarma]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Güçlü devletimizin bekası, aziz milletimizin huzur ve refahı için büyük fedakârlıklarla görev yapan Jandarma Teşkilatımızın 181. kuruluş yıldönümünde, daha askeri lisede iken “Jandarma olacağım” dediğim ilk günden, emekliliği yaşadığım bugüne kadar Jandarmaya olan heyecanım, sevdam ve tutkum hiç eksilmedi.</p>

<p>En büyük heyecanları, mutlulukları, cefaları, vefaları, özlemleri, fedakarlıkları, kahramanlıkları ve vatan sevdasını yaşadığım, şahit olduğum Jandarma...</p>

<p>Ülkemizin ve toplumumuzun huzur ve güvenliğini sağlamada büyük bir fedakârlık ve özveriyle, zaman mefhumu tanımadan çalışan Jandarma...</p>

<p>Hukukun üstünlüğü, insan hak ve hürriyetleri çerçevesinde özveriyle çalışan Jandarma...</p>

<p>Aziz Milletimize ve Devletimize, Vatanımıza feragatle, fedakarlıkla, cesaretle ve kahramanlıkla hizmet eden Jandarma...</p>

<p>Kar, kış, kıyamet, sıcak, soğuk, çamur demeden koşturan Jandarma...</p>

<p>Vatanımızda huzur ve güvenliğin temini için ayyıldızlı bayrağımız dalgalansın diye seve seve toprağa düşen, yaralanan Jandarma...</p>

<p>Koronavirüsle mücadelede vatandaşın yanında ve hizmetinde gece gündüz mücadele eden Jandarma...</p>

<p>.....</p>

<p>Hasletleri saymakla bitmiyor...</p>

<p>Memleketimizin en ücra köşelerinde suç ve suçlularla mücadelede, kanun ve nizam hâkimiyetinin sağlanmasında, Ülkemizin Devleti ve Milleti ile bölünmez bütünlüğünün sağlanmasında fedakarca büyük hizmetler yapan Jandarmayla hep gurur duydum, ölünceye dek de duymaya devam edeceğim.</p>

<p>Bilirim ki... operasyonlara ve ölüme düğüne gider gibi gözünü kırpmadan giden, vatandaşın hizmetine koşan, tüm zorluklara rağmen hâlinden hiç şikayet etmeyen fedakar insanların oluşturduğu bir teşkilattır Jandarma...</p>

<p>Mustafa Kemal Atatürk'ün “Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır” sözü düsturudur Jandarma’nın...</p>

<p>Bugüne kadar binlerce Şehit, binlerce Gazi vererek, Memleketimizin her köşesinde görevlerini en iyi şekilde yerine getiren Jandarma aynı inanç, aynı şevk ve heyecanla görevlerini yapmaya devam edecektir.</p>

<p>Yeniden yapılandırılan Jandarmanın çok daha profesyonelce ve tüm enerjisiyle milletinin emrinde, daha güçlü bir güvenlik ve hizmet anlayışı içerisinde daha büyük başarılara devam edeceğinden hiç şüphe yoktur.</p>

<p>Kuruluşundan bugüne kadar feragat ve fedakarlık örneği ve onurlu Jandarma teşkilatına emek veren/vermiş herkese ve gazilerimize şükranlarımı sunuyor, aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Jun 2020 16:02:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sanliajans.com/images/kullanicilar/2020/06/emin-dursun-1592226134.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Önce Büyükçekmece</title>
                <category>Güneri Civaoğlu</category>
                <link>https://www.sanliajans.com/makale/once-buyukcekmece-5</link>
                <author>guneri@civaoglu.com (Güneri Civaoğlu)</author>
                <guid>https://www.sanliajans.com/makale/once-buyukcekmece-5</guid>
                <description><![CDATA[Önce Büyükçekmece]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>YSK’nın önündeki&nbsp;<strong>“birinci aşama”&nbsp;</strong>AK Parti başvurusu&nbsp;<strong>“Büyük-çekmece...”</strong></p>

<p>Büyükçekmece’de&nbsp;<strong>“yeniden seçim yapılırsa”&nbsp;</strong>büyükşehir adayı Binali Yıldırım’ın aradaki 13-14 bin oy farkını kapatabileceği beklentisi var AK Parti karargâhında.</p>

<p>Bu arada 57 sandıkta yeniden sayımla ve yeniden sayım yapılmakta olan Maltepe gibi ilçelerde de alınacak son sonuçlarla zaten farkın daha da azalması bir diğer beklenti.</p>

<p>Böylece...</p>

<p>Binali Yıldırım’ın belediye başkanı olmasını sağlanabilir mi?</p>

<p>İktidarın olasılık hesapları bu doğrultuda.</p>

<p>Böylece İstanbul’un genelinde yeniden seçim yapılmasının üretebileceği bazı sakıncalar yaşanmaz.</p>

<p>Sadece tek bir ilçede seçimlerin yenilenmesiyle, siyasetten ekonomiye etkiler minimumda kalır.</p>

<p>Büyükçekmece’de çok sıkı ve kapsamlı&nbsp;<strong>“tarama”&nbsp;</strong>bu açıdan da yorumlanabilir.</p>

<p>YSK’nın bugün yarın vereceği karar sisleri dağıtır.</p>

<p>Nihayetinde büyük dalgalanmalar oluşmadan tek bir ilçede seçim yenilenmesi yeni nesil&nbsp;<strong>“mikro şirürji”</strong>&nbsp;denilen nokta operasyondur.</p>

<p>Ama...</p>

<p>Eski nesil büyük operasyonla alınabilecek sonucun aynısıdır.</p>

<p>Sanırım...</p>

<p>Bakış açısı böyle.</p>

<p><strong>.........................</strong></p>

<p>İstanbul Büyükşehir için bütün ili kapsayan&nbsp;<strong>“tam kanunsuzluk”&nbsp;</strong>olağanüstü itirazının -şimdilik- yedekte tutulması bu sistematik içinde görülebilir.</p>

<p>Elde tutulan ikinci ve büyük&nbsp;<strong>“joker...”</strong></p>

<p>Büyükçekmece seyir defterine göre gerekli görülürse masaya o kart da kullanılmaya hazır tutulur.</p>

<p><strong>........................</strong></p>

<p>Ya Ekrem İmamoğlu’na<strong>&nbsp;“mazbatasının verilmesi?”</strong></p>

<p>Bu konu yukarıda yazdıklarımın satır aralarında...</p>

<p>Karar YSK’nın.</p>

<p><strong>......................</strong></p>

<p>Nefesler tutuldu.</p>

<p>Duyarlı bekleyiş<br />
moduna<br />
girilmiş bulunuluyor.</p>

<p><strong>.....................</strong></p>

<p>Burada bir özel not düşmekte fayda var.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu ince ayarlı, gerilime ve sert polemiklere girmeyen, güler yüzlü, üslubu ılımlı bir seçim kampanyası yürüttü.</p>

<p>Kucaklayıcı olmaya özen gösterdi.</p>

<p>Aldığı oylarda bu çizdiği olumlu profilin katkısı yadsınamaz.</p>

<p>Ancak...</p>

<p>3 medya kuruluşunun sahibi&nbsp;<strong>“aileleri”&nbsp;</strong>isimleriyle&nbsp;<strong>“hedef aldığı izlenimlerine ve yorumlarına”</strong>&nbsp;açık<strong>&nbsp;“talihsiz”&nbsp;</strong>söylemleri soru işaretleri çizdi.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu bazı kuruluşların ekranlarında yer almadığını ya da yeterince yer almadığını düşünebilir. Her kanalın kendi haber değerlendirme özgürlüğü olmakla beraber, muhalefet adayı kimliğiyle haklı da olabilir.</p>

<p>Zaman zaman İmamoğlu açıklamaları sadece az sayıda kanalda görüldü.</p>

<p>Ama...</p>

<p><strong>“Eleştiri adresi”</strong>&nbsp;bu medya kuruluşları olmalıdır, onların sahibi aileler değil.</p>

<p>O aileler günlük yaşamın içindeler.</p>

<p>Şu duyarlı, hatta gergin günlerde, saplantılı, olaylara, siyaset polemiklerine kendini kaptırmış dengesiz kimilerine karşı korumasız, korunmasız ve siyasetin dışındalar.</p>

<p><strong>“Aile ismi”</strong>&nbsp;vermenin hem de bunu yayın organlarında yapmanın potansiyel risklerini hesaplamanın, öngörmenin bilinci önemlidir.</p>

<p>Sayın İmamoğlu’nun da böyle bir kastının olmadığına inanmak istemekle beraber, hassasiyet gereğinin altını çizmekte fayda var.</p>

<p>İster iktidardan, ister muhalefetten olsun, bu hassasiyet genel beklentidir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Apr 2019 17:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sanliajans.com/images/kullanicilar/2019/02/guneri-civaoglu-1549810477.png"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
